
ikaruss23:
Çok özlüyorum öyle böyle değil. Ona sarılmayı, onunla konuşmayı, göz göze gelmeyi bazen çocukça olan hareketlerini en önemliside kokusunu. Kimse onun gibi kokmuyor yanımdan geçen insanların kokuları hep ağır geliyor insanlara iğrenerek bakıyorum sanki onlarda bunu anlıyor bazen aslında eminim güzel kokuyordur parfümleri ama onun gibi kokmuyor elimde değil verdiğim tepkiler. Özlem arttıkça canım daha da çok yanıyor unutamıyorum başlamışmıydı ki aramızdaki ilişki yoksa sadece ben mi başladığına inanıyordum. Başlamamış olsaydı eğer bana bu kadar değer verirmiydi yada veriyor gibi gözükürmüydü mü olmalı. Kelimeler gene eksik kalıyor yazamıyorum gittiğinden beri kelimeleri yerlerine koyamıyorum hep eksik bir tarafı kalıyor ama o bunuda bilmiyor tıpkı onu çok özlediğimi bilmediği gibi tıpkı hala onun için yazılar yazdığımı bilmediği gibi…
Ben onu çok özlüyorum öyle böyle değil..

pelerinlizebra:
Yavaşça ayağa kalktı. Gidiyordu işte. Ardı yapacaktı beni. Sildim göz yaşımı kalktım ayağa. Her soruyu anlama çeviren gözleriyle sustu. Bana acıyarak bakıyordu. Noktası çalınmış cümle sonum gibi durdu öylece. “Sana birbirinden güzel yalnızlıklar biriktirdim.” der gibiydi. Dudakları kıpırdadı, inler gibi, “Çok çocuk kaldın aşka, kendi gölgesine basmaktan korkan…” diyebildi sadece. İşte gidiyordu. Bir daha hiç dönmeyecekti. Bir daha hiç olmayacaktı. Sadece bir “Gitme” çıkabildi dudaklarımdan. Yüzüme baktı ve “Artık sözlerin merheme yara olmaya başlamışsa, içimdeki seni sus, içindeki beni duy.” dedi ve sırtındaki ceketimi bankın üzerine bırakarak yürümeye başladı. Son sözleri bunlar olmamalıydı! Arkasından “Beni hiç almadığın hayatından böyle ucuz kovamazsın!” diye bağırdım.
Geriye döndü ve “Davet edilmediğin yerden kovulmazsın.” dedi. Son sözüydü. Gitti…

“Şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı insanın yüreğini paralayan, sırrını kimseye anlatmadan birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, kafada en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbürüne çevirme cesaretini bile yok eden şeydi.”
-Şeker Portakalı
Bu kitapta az ağlamadım.


